Marka Bağımlılığı

Herkeste bir marka hayranlığı aldı başını gidiyor. Hayatımızın her alanında markaların peşinde koşuyoruz. En küçük 10 kuruşluk sakızdan milyonlarca liralık arabalara, evlere varıncaya kadar bu durum böyle. Beğenmediğimiz bir marka olduğunda burnumuzu kıvırıyoruz. Kalitenin peşinde hiç birimiz koşmuyoruz. Reklamlar ve karakterler zihnimizi boyuyorlar. Bizimle dalga geçercesine bizi kandırıyorlar. Bir bakıma köleleri haline getiriyorlar bizi. Takım veya parti tutma işinden daha öteye geçmeye başladı bu durum. iPhoneciler vs Samsungcular. Starbuckscular vs Cafe Nerocular. Eticiler vs Ülkerciler… Daha bu markalar o kadar çok uzatılabilir ki. Ama peki ya kalite?

Herkes diyecektir ki ben bu markayı kalitesi için tercih ediyorum. Peki tamam kalitesi için tercih ediyorsun ama bunu bana kanıtlayabilir misin? En kaliteli dediğimiz markalardan kazıklar yemedik mi hiç? Şu kıyafet markası şöyle kaliteli böyle iyi kumaş kullanıyor diyorsunuz. 1 ayı geçmiyor rengi soluyor. Tamam kumaş kaliteli peki ya boyası, dikişi, düğmesi… Diğerleri ne olacak? Ama markası X. Hep o X’ler kurtarıyor zaten dimi. Sizin paranızı bir şey olduğunda direkt olarak geri veriyorlar. Bir problem yaşayın ve bir kez olsun peşine düşün ve ben o zaman göreyim sizi. Karşınızda hiç ama hiç bir kimseyi bulamayacağınızdan emin olabilirsiniz. Tüm o müşteri deneyimi saçmalıkları siz marka ile iyi olduğunuzda karşınıza çıkacak. En güvendiğiniz sizi en çok yaralar bunu asla unutmayın.

Markalar size kalite sunmanın peşinde değiller. Tek istedikleri paranız. Yani emeğiniz. Siz marka ismiyle beraber kaliteyi de satın aldığınızı sanıyorsunuz. Ama bir bakıyorsunuz ki bunun hiçbir alakası yok. Kaliteyi size sunmak için daha fazlasını istiyorlar sizden. Bunu yapabilecekleri bir şey değil mi? Size o an sundukları ürünü çabucak eskiterek sizin aslında kaliteye sahip olmadığınızı söylüyorlar. Ama ben en kalitelisini almıştım deseniz de onun üst modeli çıktı diyerek algılarınız ile oynuyorlar. ÜST MODEL!

Firmaların varoluş nedeni para kazanmaktır. Bunu bir ekonometri mezunu olarak size net biçimde söyleyebilirim. Para kazanmak için kar etmelisiniz. Kar oranınızı arttırmak için ya fiyatları yükseltmeli ya da maliyetleri düşürmelisiniz. Fiyat arttırımına giderseniz arz – talep dengeniz bozulacağından dolayı satış oranlarınız düşecek bu da karınızı azaltacak. Bunu yapmak firmalar için mantıksız olduğundan dolayı geriye bir yol kalıyor. Maliyetleri kısmak. Ofis giderleri ve çalışan maliyetlerini kısamazsınız çünkü üretim için bunlara ihtiyacınız var. Bu yolu izlediğimizde dahi kaliteyi almamızın mümkünsüzlüğünü görebiliyoruz.

Kalite kolay satın alınabilen bir şey değildir. Hatta kaliteyi satın alamazsınız. Kaliteyi istiyorsanız kendiniz yaratmalısınız.